GÜNGÖR KARAUĞUZ


-ANA MENÜ-
______________

  • ANA SAYFA

  • PROFiLiM

  • ARSiV

  • RSS

  • SON YAZILAR

  • BATI KARADENİZ BÖLGESİ ARKEOLOJİ ve ESKİÇAĞ TARİHİ ARAŞTIRMALARI
  • DEVREK LİSESİ ve RÜŞTÜ ONUR
  • SLOVAKYA-BUDAPEŞTE-VİYANA İZLENİMLERİ
  • ESKICAG TARIHI ve UYGARLIGI DERS NOTLARI
  • BİLİMSEL YAYINLARI
  • SÖYLEŞİ
  • DUYURULAR
  • BARCELONA İZLENİMLERİ
  • ROMA İZLENİMLERİ
  • YORUMLAR
  • İVRİZ KAYA ANITLARI ve YAZITLARI
  • BAZI HİTİTÇE METİNLERİN ÇEVİRİLERİ
  • SEÇME KALESİ
  • KARAKÖY AŞAĞI KALE
  • BİLGE KAĞAN-KÖLTİGİN-TONYUKUK ANITLARI (MOĞOLİSTAN)
  • YALBURT HİTİT HAVUZU
  • FASILLAR
  • EFLATUNPINAR ANITI
  • HATIP-KURUNTA ANITI
  • KIZILDAĞ HİYEROGLİF YAZITLARI ve ANITI
  • ANADOLU'DAN İZLENİMLER

    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us


























    ''/></a><br/>


<a href=


    ''/></a><br/>


<a href=
    ŞABLON TASARIM
    Batuhan Barış KARAUĞUZ - Ahmet Melih KARAUĞUZ
    Zirve100 Toplist
    SÖYLEŞİ tarih: 27/9/2007 20:30

                                                 

     

     

     

             

     

     

    YENİ FIRIN DERGİSİ İLE YAPILAN

     

     SÖYLEŞİ ...

                                

         http://www.yenifirin.com.tr/ 

     

     

    ·         Hititler Dönemi ile Anadolu’daki Ekmekleri Birleştiren Çalışmanıza Nasıl Başladınız?

    Doğduğum yıllarda babam Yılmaz ve dedem Hasan Karauğuz Devrek İlçesi’ne bağlı bir nahiye olan Tefen (Gökçebey)’de fırıncı idiler. Onlardan ilham alarak oluşturduğum bu kitabımı “‘Sana taş atana, sen ekmek at’ sözünü kendisine düstur edinen dedem fırıncı Hasan Karauğuz’un şahsında tüm fedakâr fırıncılara ithaf ediyorum.

                Kitabı nasıl yazdığıma karar verdiğime gelirsek üniversitede Hititoloji Bölümü’nü severek ve isteyerek seçtim. Ancak dört yıllık eğitimim boyunca kullandığım kaynakların çoğunun yabancı dillerde kaleme alındığını gördüm. Bu, benim gibi Anadolu’dan gelen öğrenciler için, tabi ki zor bir durumdu. Öğrenciliğim dönemlerinde, Hititoloji öğrencilerinin iyi yetişebilmesi için ana kaynaklarının Türkçe’ye kazandırılması gerektiğini hep düşünmüşümdür.

    Hititoloji alanında yetişmiş olan hocalarımız Hitit kültürü üzerinde pek çok değerli araştırmalar yapmışlardır. Biz de daha önce pek çok dünya dillerine çevrilen Hitit Mitolojisi ve devlet antlaşmalarını Türk okurlarının dikkatine “Hitit Mitolojisi, Konya, 2001; Boğazköy ve Ugarit Çiviyazılı Belgelerine Göre  Hitit Devletinin Siyasi Antlaşma Metinleri, Konya, 2002 isimli çalışmalarımızla sunmuştuk. Dolayısıyla Hititler Döneminde Anadolu’da Ekmek çalışmamızı ekmeğin tarihsel konumu içinde Hititler döneminde nasıl bir süreç geçirdiğini Türk okuruna sunmak amacıyla kaleme aldık.

     

    ·         Hititler döneminde ekmeğin yerini anlatır mısınız?

    Hitit çiviyazılı belgelerin çoğu Çorum yakınlarındaki başkent Hattuşa/Boğazköy’de keşfedilmiştir. Dolayısıyla bu belgeler Hitit kraliyet hayatı hakkındaki bilgileri bize sunar. Ancak durum böyle olmasına karşılık bu metinlerden Hitit halk yaşantısı hakkında bazı sonuçlar çıkartılabilir. Hitit çiviyazılı belgeleri incelendiğinde Hititlerin yüzellinin üzerinde ekmek çeşidini tükettiği anlaşılmaktadır. Bu ekmek çeşitlerinden en fazla tüketilen somun/kurbanlık kalın ekmek, yufka ekmek/ince ekmek  ve bizim tarafımızdan peksimet şeklinde çevrilen bir ekmek çeşididir.

    Hitit toplumu içinde yöresel ekmekler de çok önemliydi. Nitekim Karadeniz ve Batı Anadolu’ya has olan ve bu bölgelerde pişirilen ekmekler metinlerde anılır. Yine ekmek hamuruna kuş, el, kulak, çubuk, top, spiral ve tanrı heykelcikleri gibi şekiller verilerek pişirildiğini biliyoruz. Saray çöreği şeklinde çevrilen bir ekmek çeşidinin susamlı olarak fırına verildiği ve börek çeşitlerinin de tüketildiğini söyleyebiliriz. Özellikle balın kullanılması ile tatlı türü ya da bugünkü manada pasta türü mamullerin de üretildiği bilinir.  

    Bu bağlamda pek çok çeşidi üretilen ekmekler, dini törenler sırasında Tanrılar için hazırlanmakta ve dileklerinin kabul edilmesi için onlara ve bazı kutsal mekanlara sunulmakta idi. Bu törenler için hazırlanan ekmekler bir kerede sekiz ile bin arasında pişirildiği çiviyazılı metinlerden anlaşılabilmektedir.

     

    ·         Ekmeğin dünyadaki tarihsel konumu içinde Hititler döneminde üretilen ekmek nerede yer almaktadır?

    Şüphesiz ekmek, Neolitik Çağ’dan beri insanoğlu tarafından pişirilmekte idi. Ekmek hem insanların kendi karınlarını hem de Tanrılarını doyurmak için pişiriliyordu. Tüm eskiçağ toplumları için bu değişmez bir kuraldı. Hitit toplumunun pişirdiği ekmek çeşitlerine bakıldığında diğer eskiçağ toplumlarına göre bir zenginliğin söz konusu olduğu hemen göze çarpar.

     

    ·         Anadolu'da bugün üretilen ekmekler ile Hititler döneminde üretilen ekmeklerin ortak özellikleri nelerdir? Değişime uğramış mıdır?

    Hititler döneminde üretilen ekmek çeşitlerine baktığımızda Anadolu’da pişirilen pek çok ekmek türü ile benzerlikler gösterdiği anlaşılacaktır. Bunlardan bir kaçı hakkında sizleri aydınlatmak istiyorum. Batılı bilim adamlarının “brotpudding” şeklinde çevirdikleri NINDA.TU7, bugün Orta Anadolu’da sevilerek tüketilen “arabaşı” yemeğinin puding kıvamındaki hamurunu nitelemiş olmalıydı. Yine bayatlamış ekmek kırıntılarından yapılan papara türü yemek çeşidi Hitit toplumunda da pişiriliyordu. Osmanlı döneminde askerlerin tüketmesi amacıyla pişirilen peksimet Hititler için de söz konusu idi. Arpamar-ekmeği olarak bilinen ekmek çeşidi de Anadolu’daki ölen birinin ardından dağıtılan helva geleneğinin öncülü olmalıydı.

     

    ·         Hititlerde ekmek üretimi yoğunlukla hangi cinsiyete aitti? Günümüzdeki gibi kadın ve erkek arasında paylaşım söz konusu muydu?

    Hitit toplumunda ekmek hamurunu yoğurmak, pişirmek genellikle kadınların işi idi. Nitekim Hitit kralı II. Muršili’nin veba dualarından, Tanrılar için ekmek hazırlayan kadınların öldürüldüğü ve bazılarının da ele geçirildiğini öğrenmekteyiz. Erkekler ise daha çok tarlayı ekmek ve sürmekle ekmeğin Hititler dönemindeki serüvenine katkıda bulunuyorlardı.

     

    ·         Hittler döneminde günümüzdeki gibi "fırın" benzeri üretim yerleri bulunmakta mıydı? Ekmeğin satış amaçlı üretimi Hititler dönemine dayandırılabilir mi?

    Hitit metinlerinde GUNNI “ocak” ve UDUN “fırın” şeklinde kelimenin yazılımlarına rastlanmıştır. Ancak fırınların tapınaklarda inşa edildiği görülmektedir. Şüphesiz halk da bugün Anadolu’da olduğu gibi yerleşme alanı içine inşa ettiği fırınlardan ekmek yapmak için yararlanmış olmalıdır.

    Hititlerdeki fırıncılar tapınaklarda önemli memurlar arasında yer almakta ve bazı talimatlarla bir takım kurallara bağlanmış idiler. Bu kuralları bakınız şöyle özetleyebiliriz. Fırıncılar fırını süpürerek, su serperek, domuz ve köpekleri buralara yaklaştırmayarak sürekli temiz tutmak zorunda idiler. Tapınakta görevli olan fırıncılar hanımlarıyla cinsel ilişkiye girdiklerinde sabahleyin mutlaka yıkanmış bir şekilde işlerine başlamalıdırlar, aksini yapmaları halinde ailesi ile birlikte ölüm cezasına çarptırılacakları şeklinde uyarılmışlardır.

    Ekmeğin, Hitit toplumunda birkaç istisnai durum hariç satılmadığı anlaşılmaktadır. Şunu da burada belirtmek isterim ki Hitit toplumunda ekmeğin paylaşımı büyük bir erdemdi. Nitekim Hititlere ait olan şu söz bunu çok güzel özetlemektedir: “Ekmek bulduğumda gizlice asla onu yemeyeceğim”. Kıtlık yıllarında da ekmeğin komşular ile paylaşılması ve yeni doğmuş bir çocuğun ailesini ziyarete giden bir ailenin yanında hediye olarak bir somun ekmek götürmesi Hitit toplumunun bugün Anadolu insanına ne kadar yakın olduğunu kanıtlaması açısından ne kadar önemlidir.

     

    ·         Yemeği tercih ettiğiniz ekmek türleri nelerdir? Tercihlerinizde ne gibi unsurlar etkili olur?

                 Tam buğday ekmeği, çavdar ekmeği, kepek ekmeğini tercih ediyorum. Tabi ki bizler mesleğimizden dolayı Anadolu’yu gezmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla Anadolu insanının pişirdiği ekmekler de benim için vazgeçilmezlerdendir.  

    0 yorum :: yorum bırak :: <%TrackbackCount%> trackbacks :: trackback url<%TrackbackRDF%> :: link
    <%TrackbackTitle%>
    tarih: <%TrackbackDate%> <%TrackbackTime%> url: <%TrackbackBlogName%>
    sil <%TrackbackExcerpt%>

    <
    DERS NOTLARI

    Image Hosted by ImageShack.us

    MÜZİK

    LINKLER

    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us

    KITAPLARI
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    DIGER BILIMSEL YAYINLARI
    Image Hosted by ImageShack.us

    ELESTIRI ve GORUSLERINIZ
    Image Hosted by ImageShack.us
    karauguz@msn.com
    HAKKINDA
    Image Hosted by ImageShack.us
    1966'da Devrek'te doğdu. Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Hititoloji Bölümü'nü bitirdi. 1989-1993 yılları arasında Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler, Genel Müdürlüğü Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nin çiviyazılı tablet seksiyonunda Müze Araştırmacısı ünvanı ile çalıştı. 1993 yılında Selçuk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı'na Araştırma Görevlisi olarak atandı. Aynı anabilim dalında 1996 yılında yüksek lisansını, 2000 yılında doktorasını tamamladı. 1993 yılından beri yürütülen Konya Bölgesi Arkeolojik Yüzey Araştırması Projesi'nde ekip üyesi olarak yer aldı. 2001 yılında T.C.Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı bünyesinde, Moğolistan'daki Türk Anıtları Projesi kapsamında Bilge Kağan Külliyesi kazılarına katıldı. 2004 yılından itibaren Zonguldak Arkeolojik Yüzey Araştırma Projesi'ni, proje başkanı olarak yürütmektedir. 2005 yılında Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı Yard.Doç. kadrosuna atandı. 2007 yılında Doçent oldu. Selçuk Üniversitesi'nde aynı anabilim dalında görev yapmaktadır.